Komik bir marka hikayesi...
Perşembe günkü Zaman Gazetesi'nde Yıldırımlar Group sahibi Hasan Yıldırım'ın, sözde Ermeni soykırımını suç sayan yasa tasarısını protesto etmek amacıyla sahip oldukları Francois Patrick adlı marka ismini artık kullanmayacaklarını Polat Renaissance Oteli'nde yaptığı bir basın toplantısı ile duyurduğu yazıyordu. Haberde şöyle bir ifade de vardı:
....Yıldırım, 24 yıllık bir şirket olduklarını belirterek, "Türkiye pazarında François Patrick ismi ile faaliyet gösteriyoruz. Ancak Fransa Meclisi tarafından kabul edilen bu tasarıya karşı duyarsız kalamazdık. Bu nedenle de ismimizi değiştirme kararı aldık. 10 gün içerisinde ürettiğimiz parfümleri ülke genelinde MW markası ile satışa sunacağız." dedi. Ekonomik olarak cesur bir karar aldıklarını vurgulayan Yıldırım, söz konusu kararı bütün çalışanları ile istişare ederek aldıkları bilgisini verdi. "Yani bir aile kararı." diyen Hasan Yıldırım, konunun ticarî boyutunun yanı sıra insanî olarak da yapılması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Grup, François Patrick markalı ürünleri 23 ülkeye ihraç ediyordu. Yıldırım, "MW markamız ile ülkedeki parfüm pazarının yüzde 60'ına sahip olmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.
Hatta Yıldırım'ın "İsim değişikliği yüzünden harcadığımız parayla orta ölçekli bir kozmetik firması kurulabilirdik" şeklindeki sözlerine de yer verilmişti. Biliyorsunuz, Fransız ürünlerini-markalarını protesto etmek ile ilgili görüşmemi sizlerle daha önce paylaşmıştım. O nedenle bu haber bana oldukça enteresan gelmişti. 24 yılda oluşturulmuş bir markanın sadece bu nedenle değiştirilme kararını fazla "cesur" bulmuştum.
Meğersem kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. Cumartesi günü yine Zaman Gazetesi'nden işin aslını öğrenince gülmeden edemedim.
Efendim, bu Yıldırımlar Grup 2005 Ekim ayında Francois Patrick adlı markayı borçlarına karşılık, iş adamı Mehmet Ali Kalkavan'a satmış. Yani zaten kendisinin olmayan bir markanın isim hakkından vazgeçtiğini söylüyormuş. Kalkavan'ın danışmanının açıklaması şöyle:
"François Patrick kozmetik markası Yıldırım ailesine değil, Mehmet Ali Kalkavan adlı işadamına aittir. Biz bu markayla üretime devam edeceğiz. İsmimizi kullanarak hem kendi reklamını yaptı hem de bizim markamızı kötüledi. Hasan Yıldırım, Fransa'daki tasarıyı fırsat bilerek yeni üreteceği markanın reklamını yapmaya çalışıyor; zaten kendisine ait olmayan markanın isim hakkından vazgeçtiğini iddia ediyor"
Gazeteciler bunun üzerine Polat Renaissance'da toplantıyı yapan Hasan Yıldırım'a bu durumu sorunca aldıkları cevap şu şekilde oluyor:
"En yakın zamanda borcumuzu ödeyerek isim hakkını tekrar geri alacağız."
Ne desem bilmem ki; bir işletme sahibi hangi akla hizmetle böyle bir iş yapar? Hiç mi düşünmez, markanın asıl sahibinin bunu yalanlayacağını, dava açacağını?
Hele sonda söylediği; "En yakın zamanda borcumuzu ödeyerek isim hakkını tekrar geri alacağız." Hani özrü kabahatinden büyük derler ya, aynen öyle olmuş..
*Geçtiğimiz hafta boyunca bir rapor yetiştirmeye çalıştığımdan blogla pek ilgilenemedim, güncel olmamasına rağmen yine de ziyaret eden onlarca kişiye teşekkür ederim.
....Yıldırım, 24 yıllık bir şirket olduklarını belirterek, "Türkiye pazarında François Patrick ismi ile faaliyet gösteriyoruz. Ancak Fransa Meclisi tarafından kabul edilen bu tasarıya karşı duyarsız kalamazdık. Bu nedenle de ismimizi değiştirme kararı aldık. 10 gün içerisinde ürettiğimiz parfümleri ülke genelinde MW markası ile satışa sunacağız." dedi. Ekonomik olarak cesur bir karar aldıklarını vurgulayan Yıldırım, söz konusu kararı bütün çalışanları ile istişare ederek aldıkları bilgisini verdi. "Yani bir aile kararı." diyen Hasan Yıldırım, konunun ticarî boyutunun yanı sıra insanî olarak da yapılması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Grup, François Patrick markalı ürünleri 23 ülkeye ihraç ediyordu. Yıldırım, "MW markamız ile ülkedeki parfüm pazarının yüzde 60'ına sahip olmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.
Hatta Yıldırım'ın "İsim değişikliği yüzünden harcadığımız parayla orta ölçekli bir kozmetik firması kurulabilirdik" şeklindeki sözlerine de yer verilmişti. Biliyorsunuz, Fransız ürünlerini-markalarını protesto etmek ile ilgili görüşmemi sizlerle daha önce paylaşmıştım. O nedenle bu haber bana oldukça enteresan gelmişti. 24 yılda oluşturulmuş bir markanın sadece bu nedenle değiştirilme kararını fazla "cesur" bulmuştum.
Meğersem kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. Cumartesi günü yine Zaman Gazetesi'nden işin aslını öğrenince gülmeden edemedim.
Efendim, bu Yıldırımlar Grup 2005 Ekim ayında Francois Patrick adlı markayı borçlarına karşılık, iş adamı Mehmet Ali Kalkavan'a satmış. Yani zaten kendisinin olmayan bir markanın isim hakkından vazgeçtiğini söylüyormuş. Kalkavan'ın danışmanının açıklaması şöyle:
"François Patrick kozmetik markası Yıldırım ailesine değil, Mehmet Ali Kalkavan adlı işadamına aittir. Biz bu markayla üretime devam edeceğiz. İsmimizi kullanarak hem kendi reklamını yaptı hem de bizim markamızı kötüledi. Hasan Yıldırım, Fransa'daki tasarıyı fırsat bilerek yeni üreteceği markanın reklamını yapmaya çalışıyor; zaten kendisine ait olmayan markanın isim hakkından vazgeçtiğini iddia ediyor"
Gazeteciler bunun üzerine Polat Renaissance'da toplantıyı yapan Hasan Yıldırım'a bu durumu sorunca aldıkları cevap şu şekilde oluyor:
"En yakın zamanda borcumuzu ödeyerek isim hakkını tekrar geri alacağız."
Ne desem bilmem ki; bir işletme sahibi hangi akla hizmetle böyle bir iş yapar? Hiç mi düşünmez, markanın asıl sahibinin bunu yalanlayacağını, dava açacağını?
Hele sonda söylediği; "En yakın zamanda borcumuzu ödeyerek isim hakkını tekrar geri alacağız." Hani özrü kabahatinden büyük derler ya, aynen öyle olmuş..
*Geçtiğimiz hafta boyunca bir rapor yetiştirmeye çalıştığımdan blogla pek ilgilenemedim, güncel olmamasına rağmen yine de ziyaret eden onlarca kişiye teşekkür ederim.



0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa