Oteller
İş yerimde zaman zaman “Kriz Yönetimi” bölümüne de destek vermekteyim. Bu kapsamda da önceki hafta boyunca Adana ve İzmir’de müşteri ziyaretlerinde bulundum. 4 Amerikalı ile gece gündüz beraber çalıştığım, çok şey öğrendiğim bu projenin içeriği hakkında bahsedemeyeceğim; ama kaldığım otellerdeki deneyimlerimden söz edebilirim.
Öncelikle buna daha önce Ankara’da kaldığım Swiss Otel’de de şahit olmuştum; ama Adana Hilton’da da geceliğine 100 doların üzerinde para vermenize rağmen Internete bağlanmak için yine bir ton para vermek durumunda kalıyorsunuz. Bu paralar da cidden fahiş tutarlarda oluyor; örneğin Ankara Swiss Otel’de odanızdan kablolu Internete bağlanmak için saatlik 12 dolar ödemek durumundasınız. Adana Hilton’da lobiden kablosuz Internete bağlanmak için saatlik 5 dolar ödemek durumundasınız.
Akşamları mesajlarınızı kontrol edebilmek, işlerinizi takip edebilmek için bazen uzunca saatler boyunca Internete bağlanmak ve de yüksek miktarlarda ücret ödemek durumunda kalıyorsunuz.
Öte yandan geçtiğimiz hafta sonu da İstanbul’daki Swiss Otel’de katıldığım eğitimde yine Internete bağlanmak istedim; mümkün olmadı. Toplantı odamızdan kablolu Internete bağlanmanın hediyesi ise 40 euro idi.
Garipsiyorum; çünkü Internete erişim her yerde gittikçe ucuzluyor. Oteller için bu hizmeti sağlamak çok da zor / maliyetli olmasa gerek. Ne bileyim, benim için odamdaki çeşit çeşit havluların, ultra teknolojik plazma televizyonun, ses sisteminin, koltukların zerre kadar önemi yok; çünkü zaten bütün gün otel dışındayım. İhtiyacım olan şeyler; temizlik, sessiz bir ortam, uyuyabileceğim rahat bir yatak, sıcak su ve de ücretsiz (hiç olmazsa makul ücretlerde olan) Internet bağlantısı…
Izmir’de kaldığım otel belki de bu son tasvir ettiğim ortamı sağladı bana.
Fuar Anemon Otel… Odalar küçüktü, hizmet kalitesi Hilton Adana’ya göre elbette biraz daha düşüktü, yemeklerin kalitesi de aynı şekilde; ama odalarda ücretsiz kablosuz Internet vardı. Benim için otelden yeterince memnun kalmama yardımcı oldu.
Öte yandan otelde gördüğüm birkaç sıkıntı ile ilgili olarak doldurduğum anket formuna istinaden doğrudan otel müdürünün beni aramasını da takdir ettim. Toplantıda olduğum için konuşamadık kendisiyle ama yine de aramasını beklemiyordum.
…
Başkalarından da duyuyorum; özellikle benim gibi başka şehirlere iş için seyahat edenlerin otel kalitesinden bağımsız olarak ücretsiz Internet erişimi sağlayan otelleri tercih ediyorlar.
İlgililere duyrulur…
..
Sanırım Prof. Dr. Arman Kırım’ın "Mor İnek Nasıl Büyüsün?" adlı kitabında okumuştum; Accor Otelleri bu tip iş adamlarına yönelik Fransa’da çabuk inşa edilebilen, küçük ama sessiz odalara sahip, benim anlattıklarıma benzer özellikleri barındıran oteller zinciri inşa ederek kendisini diğer otellerden farklılaştırmayı başarabilmişti. Accor, Türkiye’de de Akfen' ile birlikte oteller inşa ediyor… Hatta birkaç otel açtılar bile sanırım.
Bence Türkiye’de de bu pazarda arz sıkıntısı var, inşallah yaptıkları oteller Fransa’da yaptıkları gibidir.



1 Yorum:
Benzer bir durumu ben de Antalya kervansarayda yaşadım. Bir internet salonları vardı ama sadece 3 adet çok eski bilgisayarın olduğu ve bağlantının da uyduyla sağlandığı bir internet salonu. Bağlantı hızı da neredyse 56 k'lık modem zamanındaki gibi. Bu salon her zaman rusların çocuklarının işgali altındaydı. Pazarlama departmanı da hemen salonun yanındaydı. "Bu ne dedim? "Biz de aynı bilgisayarlar ve aynı hızla idare ediyoruz" dediler. Siz pazarlama departmanı mısınız?" dedim. "Evet" dediler. Sizin kullandığınız bilgisayarlar ve hızda bilgisayar kullanmak zorunda değilim. Üstelik hep dolu! Pazarlama departmanı olarak bu cevabı vermeniz aslında bu salonu açıklıyor" dedim ve bir daha da oraya gitmemeye söz verdim kendime. Herşey güzel otelde ama internet yok! Korkunç bir pazarlama hatası! Üstelik oteller en iyi kulaktan kulağa pazarlama yöntemiyle pazarlanır.
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa