Finduk-2
Bu aralar ya bende bir sorun var ya da gerçekten işlerim epey yoğunlaştı...
Masamın üzerinde birkaç haftalık ekonomi-iş dünyası dergileri birikti, onlara bile bakmaya fırsat bulamıyorum. Zaman planlamamı tekrar gözden geçirmem gerekiyor sanırım:)
Bu sıkışıklık nedeniyle burayı da maalesef aksatıyorum; ama yine de Selim abinin blogunda fındık ile ilgili yazdığı enfes yazıyı kaçırma gibi bir gaflette bulunmadım. Yorumlarıyla birlikte sindire sindire okumaya gayret ettim. Şimdi fırsat bulduğuma göre bir kaç kelam edebilirim.
Daha önce Finduk başlığı altında fındık ile ilgili düşüncelerimi paylaşmıştım. (İsmini bilmediğim Ordulu bir okuyucumun yazdığı yorumu da okumanızı tavsiye ederim.)
Aslında benim bakış açım biraz daha iktisadi boyuttandı; Selim abinin yazısıyla biraz daha kendime gelebildim.
Efendim, Mark Twain bakti zamanında demiş ki; "Çok ender olarak bir fırsatı, fırsat olmaktan çıkmadan önce görebilmişimdir". Fındık konusunda da bizler aynı dertten muzdaribiz.. Dünya üretiminin büyük bir bölümünü gerçekleştiriyoruz. Daha doğru dürüst rekolte tahmini yapamadığımızı bile bir tarafa bırakırsak fındığı bir emtia olmaktan çıkaramadık. Bununla ilgili Selim abi öyle güzel saptamalarda bulunmuş ki üzerine bir şeyler söylemekten imtina ederim.
Kotler bir kitabında "Ne zaman bir kahve imalatçısı ya da perakende satıcısı iyi bir kahvenin reklamını yapmak istese, bu reklamda Kolombiya kahvesi kullanıldığını söyler. Belki bir zamanlar en iyi kahve Kolombiya kahve çekirdeklerinden yapılıyordu, fakat muhtemeln Arjantin, Brezilya vs den gelen kahve çekirdekleri de ona eşit değerdedir. Buna rağmen bu kanı hâlâ yaygın".
İşte biz de bu emtialaşmadan kurtulamadığımızda (kahve piyasasında Kolombiya'nın yaptığını yapamadığımızda)ve diğer fındık üreticileri Türkiye'ye muadil olabilecek hâle geldiğinde Mark Twain'in yukarıdaki sözlerini bir kez daha tekrar edeceğiz...
Ümid ediyorum ki pek çok konuda gösterdiğimiz beceriksizliği fındıktan esirgeriz...
Masamın üzerinde birkaç haftalık ekonomi-iş dünyası dergileri birikti, onlara bile bakmaya fırsat bulamıyorum. Zaman planlamamı tekrar gözden geçirmem gerekiyor sanırım:)
Bu sıkışıklık nedeniyle burayı da maalesef aksatıyorum; ama yine de Selim abinin blogunda fındık ile ilgili yazdığı enfes yazıyı kaçırma gibi bir gaflette bulunmadım. Yorumlarıyla birlikte sindire sindire okumaya gayret ettim. Şimdi fırsat bulduğuma göre bir kaç kelam edebilirim.
Daha önce Finduk başlığı altında fındık ile ilgili düşüncelerimi paylaşmıştım. (İsmini bilmediğim Ordulu bir okuyucumun yazdığı yorumu da okumanızı tavsiye ederim.)
Aslında benim bakış açım biraz daha iktisadi boyuttandı; Selim abinin yazısıyla biraz daha kendime gelebildim.
Efendim, Mark Twain bakti zamanında demiş ki; "Çok ender olarak bir fırsatı, fırsat olmaktan çıkmadan önce görebilmişimdir". Fındık konusunda da bizler aynı dertten muzdaribiz.. Dünya üretiminin büyük bir bölümünü gerçekleştiriyoruz. Daha doğru dürüst rekolte tahmini yapamadığımızı bile bir tarafa bırakırsak fındığı bir emtia olmaktan çıkaramadık. Bununla ilgili Selim abi öyle güzel saptamalarda bulunmuş ki üzerine bir şeyler söylemekten imtina ederim.
Kotler bir kitabında "Ne zaman bir kahve imalatçısı ya da perakende satıcısı iyi bir kahvenin reklamını yapmak istese, bu reklamda Kolombiya kahvesi kullanıldığını söyler. Belki bir zamanlar en iyi kahve Kolombiya kahve çekirdeklerinden yapılıyordu, fakat muhtemeln Arjantin, Brezilya vs den gelen kahve çekirdekleri de ona eşit değerdedir. Buna rağmen bu kanı hâlâ yaygın".
İşte biz de bu emtialaşmadan kurtulamadığımızda (kahve piyasasında Kolombiya'nın yaptığını yapamadığımızda)ve diğer fındık üreticileri Türkiye'ye muadil olabilecek hâle geldiğinde Mark Twain'in yukarıdaki sözlerini bir kez daha tekrar edeceğiz...
Ümid ediyorum ki pek çok konuda gösterdiğimiz beceriksizliği fındıktan esirgeriz...



1 Yorum:
İltifatların için teşekkür ederim Sevgili Özen. Hoş bir katkı oldu yazın... İlk fındık yazını daha önce okumuştum, ama benim konumun dışındaydı.
Bu arada, özellikle fındık alanlarının sınırlandırılması gibi konularda çok net fikirlere sahip değilim. Elbette, Çarşamba ve Düzce gibi münbit ovaların fındık ocaklarıyla doldurulması yanlış, bunun engellenmesi gerekiyor. Ama, sadece fındığın yetişebileceği dağlık bölgelerde, fiyat politikaları nedeniyle fındık yetiştirilmesine de itiraz edemiyorum. Fiyat istikrarı sağlamanın başka yolları da olmalı.
Sevgiler.
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa